Siyasette Baskı Nasıl Olur?

İnsanların daha özgür yaşayabilmeleri için devletin birçok önlem alması gerekirken son günlerde gördüklerimiz işlerin aslında tersine işlediğini göstermektedir. Türkiye’de devlet denilen soyut kavramın korunması adına somut bir şekilde insanlara baskı ve yasaklamalar getirilmesi demokrasi ile bağdaşmamaktır. Her gün ağızlarda ileri demokrasi sloganları atılırken kanunsuz ve usulsüz işlemlerin yapıldığı bir adalet sistemi insanları rahatsız etmektedir. Daha dün bayrak sattığı için tutuklanan bir vatandaşın eşi feryat etmişti hepimiz ailecek örgütüz diyerek. Aynı bayrağı iktidarın düzenlediği mitingde de sattığını belirten bayrakçı vatandaşın eşi, devletin çıkarı doğrultusunda kanunsuzluklar yaptığını kendince vurgulamıştı.

Üniversite öğrencilerinin çantalarında limon, deniz gözlüğü ve ağız maskesi bulunması bile tutuklama sebebi sayılıyorken hangi adaletten bahsedebilirsiniz. Bu saydıklarımı bugün hemen hemen herkes taşıyor. Çünkü polisin her an biber gazlı müdahalelerde bulunma ihtimali var. Ayrıca elinde kocaman pala ile insanlara saldıranlar serbest kalmışken üniversite öğrencilerinin tutuklu kalması adalet mekanizmasının tekrar sorgulanmasına neden olmuştur.

Bayanların polisler tarafından taciz edildiği haberini alıyoruz. Hükümet karşıtı protestolara destek veren kim olursa olsun bir şekilde baskıya uğramaktadır. İşlerinden atılma, soruşturma geçirme gibi birçok baskıya maruz kalmaktadırlar. Demokratik ülkelerde hükümet karşıtı birçok gösteri meydana gelirken bu gibi pişman etme harekatları yapılmamaktadır. Basın kuruluşlarının da vergi denetimi ve RTÜK tarafından baskıya alınması ve cezalar verilmesi susturulmaya çalışıldıklarını göstermektedir. Bugün Mısır’da gazetecilerin tutuklanmasını eleştiren iktidar mensupları ülkemizde kaç gazetecinin hapiste olduğunu biliyor mu acaba. Yada Reyhanlı saldırısından sonra yayın yasağı getiren Cibuti hükümeti miydi?

Gazetecilerin sorusunu beğenmeyerek ters tepkiler veren bir başbakan düşünebiliyor musunuz? Düşünmenize gerek yok. Ülkemizde zaten böyle bir başbakan var. Gazetecilerin soru sorarken çekindikleri ve yaptıkları haberlerde sansüre maruz kalmaları insanların haber alma hürriyetlerine vurulmuş bir baltadır. Herkes son olaylarda ülke kaynıyorken ulusal basın kanallarının hiçbir şekilde haber yapmamasını izledi. Ve basın kuruluşlarının da baskı altında olduğunu görmüş oldu. Zaten basın özgürlüğü olmayan bir ülkede insanları doğru bilgilerden bihaber olduklarını söyleyebiliriz. Yetkililer ne istiyorsa onu öğrenebilmektedir insanlar. Ve bu ülkede özgürlükten de bahsedemeyiz. Çünkü sesini çıkaranın bir müddet sonra sesini kesiyorlar. Son geldiğimiz noktada baskı ve korku dolu günler yaşamaktayız. Dileklerimiz daha özgür, daha mutlu ve güzel bir Türkiye için.

Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir