Türkiye Ekonomisine Realist Bakış

Realist falan bilmem ama kendi gözlemlerim ve deneyimlerimden yola çıkarak, biraz da araştırmalara dayanarak ekonomimizin bugünkü durumundan bahsedeceğim. İlk kafama takılan soru kişi başı düşen gelir miktarı. Hükümetin yaptığı açıklamaya göre kişi başı düşen ortalama gelir 11 bin dolar civarında. Asgari ücretli bir vatandaşa sorduğunuzda yılda bu kadar kazanıyor musunuz diye, vereceği cevap belli. Asgari ücret 800 lira yılda 12 ay var, ne kadar eder 9600 lira eder. Dolar bugün 1.92 dolaylarında, ne eder dolar hesabı ile? 5000 dolar ediyor. Anlayacağınız hükümetin söylediği rakamın yarısı bile değil.

Ayrıca bu hesapta bir yanlışlık daha var ki o daha da kötü. dört kişilik bir aileyi düşündüğünüz zaman hesap daha da değişiyor. Hükümetin söylediği rakama göre dört kişilik bir ailenin yıllık kazancı 44 bin dolar oluyor. Bu ailede sadece erkeğin çalıştığını düşünürsek ki genellikle ülkemizde tablo bu şekildedir. Kişi başı yıllık gelir 1250 dolar oluyor. Hükümetin açıkladığı kişi başı gelirde Mustafa Koç da 11 bin dolar kazanıyor, fabrikada işçi olan bir vatandaş da 11 bin dolar kazanıyor. Yani rakamlar gerçeği yansıtmıyor.

Ayrıca bu hesap zengin ile fakir arasındaki uçurumun çok fazla olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılası son on yılda artmış olsa bile bu artışın belirli bir kesimin zenginleştiğini göstermektedir. Bundan on yıl önce ülkemizde sadece birkaç kişi dolar milyarderi iken bugün 50’nin üzerinde dolar milyarderi var diyebiliriz. Yani anlayacağınız zengin daha zengin, fakir ise daha fakir. Ülke ekonomisinde iyi şeyler olduğu söyleniyor. Fakat güzel gelişmeler olduğunu görsek de bu gelişmeler kısa vadeli göz boyama ve aldatmadan başka bir şey değil. İşsizlik rakamları tarihi rekorlara ulaşırken, üniversite mezunu yüz binlerce genç işsiz gezerken, ekonomimiz yurtdışı sermayelere bağlanmışken ekonominin çok sağlam olduğunu söyleyebilmemiz mümkün değildir.

Geldiğimiz konum itibarı ile kredi borcu ve kart borçlularının tavan yaptığı bir dönemdeyiz. Ülke olarak kredilerle geçiniyoruz. Türkiye’de kredi kartı borç rakamlarının toplamı ile Yunanistan ekonomisi toparlanıyor. Ayrıca genellikle dış ticaret hacmimizin ne kadar büyüdüğünden bahsediliyor. Dış ticaret hacmi büyüdü derken kimse cari açığın ne boyutta olduğundan bahsetmiyor. İhracat rakamları iki katına çıkmış demekle kimseyi kandıramazsınız. Peki ithalat rakamlarının üç katına çıktığından neden kimse bahsetmiyor. Örnek verecek olursak, 60 milyar dolar ihracat (dışsatım) yapıyorsak, 120 milyar dolar civarında da ithalat (dışalım) yapıyoruz. Sattığımızdan elde edeceğimiz para ülkeye girmeden üzerinde bir o kadar da para koyup alım yapıyoruz. İşte bunun adı cari açıktır.

Ekonomik göstergeler ile oynayarak insanlara pembe tablolar çizmek oldukça kolaylaştı ülkemizde. İktidar mensuplarının, ihalelerde usulsüzlük ve rant peşinde koştuğunu kimse görmez oldu. Görenler ise bir şekilde susturuldu. Sorumluluğunun bilincinde olan savcıların görevlerinden nasıl alındığını çok iyi biliyoruz. Bu yüzden de korku ve tehdit üzerine bir devlet düzeni var şu sıralarda. Medyanın da nasıl yanlı olduğunu son gezi parkı gösterileri sırasında herkes gördü. Tabi ki bir kesim görmüyor. Önümüzdeki günlerde ülkenin nasıl bir yol izleyeceğini seçimler belirleyecek. Önümüzde üç sanık var. Her şeyin dönüm noktası bu sandıklardan çıkacak sonuçlar olacak.

Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir